Jan 18, 01:57 AM
Çocuktan söz etmişken, doğumdan beş ay dört gün önce kesin doğum tarihini açıklayalım. Kadın hamile kalınca cenin ana rahminde 120 gün tabii canla ( bitkisek hayat ) yaşar. Bu arada hâlden hâle geçerek insan şeklini alır. Fakat duyguları olmaz, kendi kendine hareket edemez. 120 gün olunca, Allah’ ın emri ile insan ruhu gelir, duyguları başlar, kendi iradesiyle hareket eder. Ana adayı hamile kaldığı günü kesin olarak bilemez. Normal hâllerde ( cenin ) çocuk ana karnında 275 gün kalır. Hamilelik tam 123 gün olup insan ruhu gelince cenin kendi iradesiyle hareket etmeye başlar. Ana adayı karnındaki bu hareketin farkında olur. İşte o günden tam 155 gün yani 5 ay 4-5 gün sonra çocuk doğar.
1951 senesinde, Hz. Peygamber ( s.a.v )’ in:
“Her biriniz ana rahmine meni ( sperma ) olarak düşersiniz. 40 günde meni kan pıhtısına dönüşür. İkinci 40 günde kan pıhtısı et parçasına dönüşür, üçüncü 40 günde iskelet haline gelir. Çocuk şeklini alır ve melek ( Allah’ ın emriyle ) çocuğa ruh verir.” hadisinden ilham alarak yukarıdaki formülü yazdım. Yıllar geçti, evlendikten sonra 5 çocuğumda, bir de torunumda denedim. Yani çocuk ana karnında hareket ettiği gün 5 ay dört gün sonraki tarihi yazdım. 5 çocuğumda yazdığım tarihde doğdu. Torunum ise sıhhî sebepten dolayı üç gün sonra doğdu.
Kaynak: Mutlu Bir Aile Yuvası, Ahmet Muhtar Büyükçınar, Bilge Yayınları, İstanbul, 2007
Jan 18, 01:57 AM
Dec 7, 03:18 AM
İsmet Özel der ki hürriyet bize yabancı, reform ve rönensans hareketleri ile fransa da çıkmış olgunlaşmış batıya ait bir kavramdır. Biz de ise özgürleşmek, özünü gürleştirmek daha da sağlamlaştırmak vardır.
Batının özü çürüktü o yüzden özgürleşemezdi yani özünü gürleştiremezdi. Bu sebebten sahip olduğu bütün değerleri yeniden sorguladı ve yıktı. Biz ise özümüze sahip çıktığımız oranda varlığımızı ve gücümüzü perçinledik.
İsmet Özel’ in en çok konunun ve kelimelerin hakikatine inmesini ve düzgün bir sorgulama metodolojisine sahip olmasını seviyorum. Kavram kargaşasını ortadan kaldıran insana doğru bir bakış açısı sunarak önünü berraklaştıran, pusluluğu kaldıran bir yazar.
Bu tür bir yaklaşımı Ahmet Muhtar Büyük Çınar’ ın başlıkta ismi geçen( pointer ) kitabını okurken de yakaladım. O da dini konularda berraklık sunuyor evet dünya müslümanlar içinde var kuralları müslümanlar içinde geçerli diyor. Bunu kesinlikle ifade etmiyor ama yazdıkları bunu söylüyor.
Diyor ki: Sağlıklı yaşamalıyız, yediğimize içtiğime dikkat etmeliyiz, çalışıp kazancımızı ihtiyaçlarımıza göre artırmalıyız, iradeyi güçlendirmeliyiz, uyku düzenimizi ayarlamalıyız… Ne var bunda bunları hiç kimse dile getirmedi mi hiç mi vaazlarda bunlara ait hadisler ayetler dinlemedin ya da islâmi bir yazardan duymadın demeyin. Ahmet Muhtar Büyükçınar bunu o kadar doğal anlatıyor ki şaşıp kalıyorsunuz normali buluyorsunuz. Müslümanların çoğu bu gibi konularda kısıtlanarak ve sanki dünya dünyalıklara aitmiş gibi telkinle yetiştirildiği için bunları duyan kulaklar tuhaf karşılıyor.
Gelelim Ahmet Muhtar’ ın İsmet Özel’ le yakınlaştığı ana, Ahmet Muhtar Büyükçınar cinsiyetini korumak, cinsiyetinin vasıflarını güçlendirmek gibi bir kavramdan söz ediyor:
‘Erkek gücünü yitirince işinde de, evinde de, aşk yatağında da görevini layıkıyla yapamaz. Her bakımdan başarılı olması için erkekçe giyinmesi ve yaşaması, gücünü, kuvvetini ve enerjisini muhafaza etmesi gerekir.
Kadın da kadınlık vasıflarını korumalıdır. Giyiminde, süslenmesinde, konuşmasında ve bütün hareketlerinde kadınca davranmalı, kandınlık vasıflarını daha da geliştirmelidir…’
Kaynak: Mutlu Bir Aile Yuvası, Ahmet Muhtar Büyükçınar, Bilge Yayınları, İstanbul, 2007
İşte bu uzun süredir aradığım sorunun cevabı olarak karşıma çıkıyor: Kadınlar bugün her yönleri ile kadınlık vasıflarını güçlendirerek öne çıkarıyorlar. Tabi bu Ahmet Muhtar Büyükçınar’ ın belirmek istediği aile saadeti ve eşi için değil direk kendi öz benlikleri için gerçekleştiğinden toplumda dengeleri alt üst ediyor diyebiliriz.
Buna mukabil, erkek cinsiyetinin vasıfları olan güç, irade, kuvvet ve enerjiden uzaklaşan erkeklerin ki buna teşvik edilip itiliyorlar ( metroseksüel, metropolitan gibi dayatmacı erkekleri erkeklik vasıflarından uzaklaştıran kavramlar ) giderek kadınlar karşısında ve toplum içinde ezilmelerine sebebiyet veriyor.
Hemen topu bana atıp sen diyeceksiniz :) ama çevrenizi erkekler açısından en azından otobüslerde bir inceleyin. Henüz kabullenilmiş değil, sindiremediler ama hakikattan kaçılmaz aşikar olanın geç olmadan göze gözükmesi gerekir.
Nesillerin kız ağırlı doğmaya başladığı gerçeği ile ilerde kadınların nüfusunun erkeklerin nüfusunu aşacağını belirten ilmi ve dini kaynaklardan okuduğumuz bilgiler unutulmamalı, bunun için genlerin de baskın gelmesi gerekmiyor mu? Geniş Aile dizisinin 1. Bölümünde Cevahir den içeri babası çekmez olasıca dayısına çekmiş deyince annesi napayayım yani genlerimi mi bastırsaydım diyor :P kadın haklı…
Bu konu sadece erkekleri etkiliyor diye düşünülmesin. Birkaç yıldır ülkemizde korkunç bir oranda artan, nerdeyse hergün basın yayın organlarından okuduğumuz şiddet ve tecavüz içerikli olayların hedefinde giderek daha fazla yer alan kadınların bu dengesizliğin kurbanı oldukları açık. Kadınların kadınlık vasıflarını meşru bir şekilde değilde bencil bir şekilde güçlendirmeleri ve buna ayak uyduramayan erkeklerin dengesiz güç oranları ile kadınları diskalifiye ettiklerini görüyoruz. Haberlerde ki olaylara biraz dikkat edildiğinde bu açıkça gözlemlenebilir.
Ayrıca kadınlık vasıflarını henüz güçlendirememiş kadınların bu vasıflarını güçlendirmiş hem cinslerine kocalarını, sevgililerini kaptırdıklarını görüyoruz. Bunun sonucunda gayri meşru ilişkilerin toplumda hatta aile içinde bile alıp başını gittiğine ve eşlerini, sevgililerini kaptırmış kadınların cinayetlerine tanıklık ediyoruz.
Bu bir korku hegomanyası ya da komplo teorisi değil, bu bir gözlem. Her iki cinsinde cinsiyetlerini özgürleştirdikleri, cinsiyetlerinin vasıfalarını güçlendirdikleri dengeli, güçlü bireylerden oluşmuş bir toplum duası ile.
Düşünce ve Fikirler: Mücahit Karatekin
Dec 7, 03:18 AM
Nov 30, 02:02 AM
Hz. Muhammed ( s.a.s. ): Ne mutlu o kimseye ki ömrü uzun, ameli güzel olur.
Kaynak: Taberânî. Mekâsıd-ül Hasene, s. 277 Hadis, 664
Nov 30, 02:02 AM
Nov 14, 12:52 AM
Aşağıdaki haber Yenişafak’ tan, vallahi yenişafak baya yol katetmiş. Başbakanımızın Putin ve Rusya ile olan sıcak ilişkileri gazetesinede yansımış. Gerçi aynı gazetemiz benim gençlik yıllarımda bir yaz ayında orta sayfasında Putin için ‘O Rus Bu Çocuğu’ şeklinde büyük bir başlık atıp annesi ile ilgilide tezler ortaya sürmüştü ki o zamanlar Çeçenistan’ a destek yazıları oldukça fazlaydı.
Kanıt: Tek hatırlayan ben degilim
‘Kafkas Cumhuriyeti Çeçenistan’da direnişçilere karşı Rus güvenlik güçlerince düzenlenen operasyonda 20’den fazla militanın hayatını kaybettiği öğrenildi.
Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov olayla ilgili yaptığı açıklamada, “20’den fazla militan öldürüldü. On kişinin kimliği belirlendi. Diğerleri ile ilgili çalışmalar sürüyor.” dedi. Helikopter destekli operasyonda Rus birliklerinden hiç kimsenin ölmediği belirtiliyor.
Kadirov’a, bölgede yürüttüğü operasyonlar nedeni ile Kremlin tarafından önceki gün general rütbesi verilmişti.’
Kaynak: www.yenisafak.com
Url: Çeçenistan’da 20 militan öldü
Nov 14, 12:52 AM
Nov 11, 01:21 AM
Bugün islâmi ve insani duyarlılığı olan herkes yanı başımızdaki Filistin davasını bilir ve içinde bir ıstırap duyar. Ben doğdugumdan beri şahitlik ediyorum annem de her televizyonda duydugunda yılladır bitmedi bunların çektiği çileler diyerek onların neslinin de şahitlik ettigini her seferinde açığa vurur. Bu kadar duyupta duyarsız kalınmaz elbet, en azından bir kitap okunmalı bu konun aslı nedir yahu diyerek. Ben de meseleyi doğru yerinden yakalamak için doğru bir kaynak arayışı içerisindeydim. Bu konuda bana Ali Ulvi Kurucu’ nun hatıraları yol gösterdi. Merhumun hatıraları hem latif bir hayatı hem de çok önemli şahsiyetleri gözlerimizin önüne seriyor. Osmanlı’ nın son dönemini iyi anlamak için başvurulacak, birinci ağızların yer aldığı, bir kaynak. Mübarek bizlere Filistin davasının anlaşılabilmesi için uzun yıllar dostluk ettiği Said Şamil’ i yani Şeyh Şamil’ in torununu ve onun yazmış olduğu başlıkta ismi anılan kitabı tavsiye buyuruyor. Kitabı zerresine süzgeç koymadan okudum ve şiddetle okunmasını da tavsiye ediyorum. Filistin davasının nerden gelip bugünkü halini nasıl aldığı açık bir şekilde izah ediliyor. Said Şamil ömrünü bu davaların peşinde koşturarak geçirmiş.
Not:
Konuyu pekiştirmek isterseniz bu seferde Said Şamil sizi Milis General Cevat Rıfat Atilhan ve onun kitapları ile tanıştırıyor. General Cevat Rıfat Atilhan Filistin cephesinde 1. Dünya savaşında bizzat bulunmuş onca üstün çaba ve zaferlere karşın savaşın bu cephede lehimize dönmemesine hayret edip içerdeki hainleri bulmaya karar vererek soruşturmalar yapmış ve yıllarca Osmanlı topraklarında Türklerin egemenliğinde rahatça yaşamalarına rağmen ilk fırsatta satıcılağa çıkmış yahudileri tek tek tespit edip cezalandırılmalarına vesile olmuş, bir çok cephelerde üstün hizmetleri sebebiyle T.B.M.M kararı ile generalliğe kadar yükseltilmiş bir şahsiyettir. Emekliliğinde de bir an boş durmamış iç yüzlerini öğrendiği yakından tanıdığı yahudilerin her türlü gizli emelleri ve fesat programlarını açığı vurmak için onlarca kitap yazmıştır. Bu kitaplardan Gizli Devlet ve Fesat Programı yalnızca bir tanesidir meraklılarına duyrulur.
Nov 11, 01:21 AM