Jan 3, 05:41 PM
Linux’ u ilk üniversitede duymuş hemen bir mandrake dağıtımını maltepe pazarından elde etmiş ki ücretsiz olan şeye ücretli bir kavuşma :) yarım yamalak ve bilinçsiz bir şekilde de olsa windows olan makinama birde linux kurmuştum. İlk keşfettiğim şey linuxtan windows dosya sistemimi gorebilmeme ragmen windows’ tan linux olduğu partion’ ı bile gorememem olmuştu. O kurulumu yaptığım yıl hala dial-up bir internet bağlantısı oluşu ki internetsiz bir linux un gerçekten bir işe yaramadığını bilinçli girişimlerimde de bir kez daha anlamıştım ve arayüzünün o zamanlar gerçekten aşırı kullanışsız oluşu ( düzensiz pencerler topluluğu ) bende bir gereksizlik duygusu uyandırıp, beni bir yıl kadar linux’ tan tamamen uzaklaştırmıştı.
Bir yıl kadar sonra şimdi askerde( tarih düşelim, yemin töreni: 8 Ocak 2010 Cuma ) olan kavici arkadaşımızın bir sorunumuza knoppix önermesi ile linux’ larda live cd( kurulum gerektirmeyen tak çalıştır cd’ ler ) dönemi ile tanışmış olduk. Bu live cd’ ler gerçektende bir çok insanın linux’ la tanışmasına kolaylık sağladı. Bu cd ler sadece yeni bir işletim sistemiyle tanışma vesilesi olmadı aynı zamanda yardımcı araçlar arasında da yerlerini aldılar. Göçen sistemlerden veri kurtarma, şifre kırma gibi aranan bir gereçte oldular.
Live cd ler güzeldi ama kurulu olan bir linux daha güzeldi. Linuxlar artık arayüzsel olarakta büyük mesafeler katetmeye başladılar. Windows tarzı arayüzler geliştirenler bile oldu. Ardı sıra bir sürü linux sürümü piyasaya çıktı benide o sıralar piyasanın hakimi olan ama kurumsallaşan redhat’ ın garibanlar için versiyonu fedora cezbetti. Fedora windowsta yaptığım birçok işi nasıl linux’ ta yapabilirim sorusunun cevaplarını aradığım linux
sürümü oldu.
Fedora bu işi aştı derken karşıma ubuntu çıktı ve linux açısından kullanıcı arayüzü ve paket yönetimi konusunda asıl devrimi ubuntunun yaptığına kani oldum hatta ubuntu böyle devam ederse 10 yıl içerinde Windows’ u tahtından eder tezimi öne sürdüm( Bunu: 2005’ in yazında söylemiştim ).
Daha sonra VM( virtual machine ) lerle tanıştık. İstediğimiz linux sürümünü daha doğrusu istediğimiz işletim sistemini istediğimiz üzerinde çalıştırabilir olduk. Oyuncak gibi oldu. Herhangi bir partion ayırmaya bootloader da değişikliğe gerek olmadan program kurar kaldırır gibi oynadık.
Wubi’ yi daha önce görmüştüm ama şimdi daha bir güven aşıladı, çok beğendim. İki adımda sisteminizde hiçbir yapısal değişikliğe gitmeden fazla düşünmeden windows’ ta standart bir program kurar gibi ubuntu kuruyorsunuz internet bağlantısı olmak şartı ile. Aynen standart bir program kaldırır gibi de program ekle kaldırdan ubuntuyu kaldırıyorsunuz.
Bu installer en son sürümünü yüklüyor size ubuntu’ nun. Windows’ un normal dosya sistemine linux sanki orası gerçek bir harddisk bölümü imiş gibi algılatılarak kuruluyor. Windows’ un önyükleyicisine ubuntu bir seçenek olarak ekleniyor. Eski wubi sürümlerini kullarak eski ubuntu sürümlerini kurabilirsiniz. İnternetten indirerek kurulum yapması şart değil wubi’ nin, kurulum cd’ niz varsa algılayabiliyor. Iso olarak indirmiş iseniz wubi.exe ile iso’ yu aynı dizine koymanız halinde kurulumu o iso’ dan gerçekleştirebiliyor. Ayrıca wubi.exe çalıştırıldığında direk lokal dil ayarlarınız ile sizi karşılıyor, bu da çok hoş olmuş.
Tabiki en temizi ve güzeli standart bir kurulum yapmaktır. Kendileride belirtmişler bu tip bir kurulum daha kararsız sistem hatalarına karşı ve performansı temel kuruluma göre daha düşük ama bu tür alternatifler insanları bazı şeyleri denemeleri için kışkırtıyor yoksa insanları alıştıkları şeylerden vazgeçirmek gerçekten çok güç.
Web Site: wubi-installer.org
Download: wubi.exe
Step By Step Doc: How do I install Ubuntu
Screenshots: Wubi Screenshots
Jan 3, 05:41 PM [1]
Dec 10, 10:17 PM
Öğrencilik yıllarımda bilgisayarın çökmesi ve yeni kurulum bir uğraştı. Hatta zaman zaman dur bilgisayar yavaşladı bir format atayım durumu vardı ama yaş ilerledikçe insan kararlılıktan ( stability ) ve sürdürülebilirlikten ( maintainability ) hoşlanıyor. Bir zaman bir hocamızın senelerdir format atmadığını kendisinden işittiğimizde baya tepki vermiştik nasıl olur yuh yani diye ama şimdi bende bilgisayarımın format atmadan senelerce çalışmasını arzu eder hale geldim.
İnternetin hayatımıza girmesiyle güvenlik başlı başına bir sektör ve dert oldu. Zaman zamanda aniden eskiden mavi şimdilerde siyah ekranlarla baş başa kalıveriyoruz. İşletim sistemleri eskisine göre giderek daha az basamak ve kurulum süresi gerektiriyorlar ama kişisel olarak kullandığımız programları tekrar bulup yüklemek, vazgeçilemez haline gelen pluginler ve hala uygun bir çözüm bulunamayan driverlar derken baya vakit alıyor kurulum. Hatta bazı şeyleri de zamana bırakıp ihtiyaç oldukça tamamlıyorsunuz. Bir de sistemin ve programların yamaları, güncellemeri derken kurulumdan bir ay sonra felan anca eski rahatlığınıza kavuşuyorsunuz.
Çözüm sistemin komple yedeklemesi ve o yedekten kolayca geri dönülmesi. Windows’ un sistem yedeği aptalca hem disk kadar alan istiyor hem de hantal. Northon Ghost aradığımız çözüm ama emeğe saygı ve parasızlık ya da para vermek istememe isteği bizi open source çözümleri araştırmaya götürüyor.
Clonezilla kullanımı kolay ve dökümantasyonu tam bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. İki sürümü bulunuyor Clonezilla SE ve Colinezilla live. Kişisel kullanım için Clonezilla live uygun seçim. Usb den ve cd den bootable şekilde kullanabilme alternatifleriniz var. Iso dosyasını indirip cd ye uygun bir programla yakıyoruz. Bootable bir Debian Linux tabanlı cd ye sahip oluyoruz. Sistemimizi cd den başlıyacak şekilde ayarlayıp aynen bir linux live cd gibi çalıştırıyoruz.
Clonezilla sadece diskin kullanılan kısımlarını yedekliyor. Ben sadece işletim sistemimin olduğu ve programlarımın kurulu olduğu C: diskimi yedekledim. C: diskim 36,4 GB olup ntfs dosya yapısına sahipti. Clonezilla boş olan E: diskine bu diskimi 8.11 GB olarak yanlış hatırlamıyorsam 54 dk da yedekledi. Bilinen bir çok dosta formatını desteklediği gibi aynı anda network üzerinden 40 dan fazla bilgisayarı yedeklediği ve yedekten de dönebildiği söyleniyor Clonezilla SE edition’ ın, ben denemedim :) ama tebrik ettim.
Kullanım şeklini anlatmayacağım çünkü adamlar anlatmış ben gerekli linkleri vereceğim. Bir programın yayılabilmesi ve işe yarar olması için iki önemli unsur olan kolay kullanım ve iyi dökümantasyon özelliklerine sahip olması en büyük tercihimdi.
Web Site: clonezilla.org
Download: clonezilla live
Step By Step Doc: how to use clonezilla
Screenshots: clonezilla screenshots
Dec 10, 10:17 PM
Feb 15, 11:22 PM
Linux da firewall ve antivirus kullanmıyordum ama eksiklikleri rahatsız ediyordu. Firestarter’ a yüzeysel olarak bakmış basitliği karşısında şaşırmış ve diğer linux firewall’ arınıda incelemek üzere bu ihtiyacımı ertelemiştim. İnternet bağlantımda yaşadığım büyük verimsizlik karşısında bunu daha fazla ertelememem gerektiğini gördüm.
Firestarter hem basitliği ki bu basitlik sadece kullanımı değil, internet bağlantımızdaki temel güvenlik anlayışında da karşımıza çıkıyor ve bizim de olan biteni kolayca anlamamıza yardımcı oluyor, hem kullanıcılardan detayları gizliyor hem de gerekli politikaları kolayca oluşturmamıza olanak sağlıyor olması bizi basitliğin altında bir derinliğe ve öğrenmeye itiyor. Şimdi firestarter’ a birlikte bir göz atalım:
Öncelikle firestarter sadece asıl firewall’ a bir arayüz yani siz firestarter’ ı yükledikten sonra firewall her açılışta otomatik olarak başlıyor ve siz firestarter programını sonlandırsanız bile firewall’ ınız altta çalışmaya devam ediyor.
Firestarter’ ı kurduktan sonra bir wizard size otomatik olarak algıladığı network device’ sınızı (ethernet kartınızı) ya da dial up bağlantı için ppp0’ ı seçmenizi sağlıyor. Lokal internet ağınız için otomatik ip dağıtımı kullanıyorsanız veya internet bağlantınızı paylaşmak istiyorsanız bu seçenekleri sunuyor. En sonunda da firewall’ ı başlatma seçeneği ile sonlanan 3 adımlık bir wizard bu.
İş windows firewallar’ ından biraz farklı sürekli etkileşim içinde değilsiniz sadece genel politikayı bilip gerektiğinde gerekli service’ leri açmanız yetiyor. Default değerler normal internet kullanımına olanak veren bir yapıda; outbound acces serbest, inbound connection’ ların hepsi yasak hariç eğer inbound’ dan giden bir isteğe cevap olarak gelmiyorsa bağlantı.
Üç ana sekme Status, Events, Policy. Her sekmeye özel üstlerinde gelen seçenekler. Status Sekmesi yukarısında bu sekmeyle birlikte preferences, lock firewall, stop firewall gibi firewall ın durumunda değişikliklere gitmemizi sağlayan seçenekler beliriyor. Lock firewall seçeneği bütün internet bağlantınızı blokluyor. Stop firewall firewallınızı iptal ediyor ve start firewall seçeneğine dönüyor.
Status firewallınızın durumunu bir simge ile gösteriyor ve Events kısmında inbound ve outbound da gerçekleşen bağlantı denemelerini Total(toplam) ve Serious(tehlikeli) olarak gösteriyor. Ayrıca network araçlarımız ve bunlardaki girdiler, çıktılar ve şu anki aktiviteler gösteriliyor. Active Connections kısmında yaptığınız outbound bağlantılarınız izlenebiliyor.
Events Tab ında politika kurallarına göre engellenen bağlantıları görebiliyoruz. Eğer kırmızı ile ifade ediliyorsa bu tür bağlantı girişimleri dikkatle incelenmeli ve saldırı dediğimiz cinsten olma ihtimalleri yüksektir. Siyah ile ifade edilenler normal bir bağlantı isteği ve reddidir. Gri ile ifade edilenler ise genelde broadcast girişimler olup harmless(zararsız) bağlantı girişimleridir. Bu bağlantılar üzerine sağ tıkladığımızda bu bağlantılara izinler verebiliyor ya da bu olaylara ait günlüğün tutulması engellenebiliyor. En son seçenek olarak da ip adresinin hangi kaynağa ait olduğunu öğrememiz için bir seçenek bulunuyor tabiki ulaşılabiliyorsa.
Ayrıca üstte Save List, Clear, Reload seçenekleri çıkıp mevcut event listenizin kayıt altına alınması yani bizim okuyabileceğimiz .txt dosyası şeklinde, listenin temizlenmesi sadece ekrandan siliniyor yoksa listeniz yok olmuyor, Reload da ise listeniz tamamen geri yükleniyorki siz save yapmamış olsanız bile aslında bu olay(event) listenizin kayıt altında tutulması sağlanıyor.
Policy Tab ında inbound(dışardan gelen trafik) ve oubound(dışarı doğru olan trafik) için iki bölüm yer alıyor. Inbound için default bir yaklaşım var ve bütün bağlantılar yasaklı bir şekilde ayarlı. Yukarda da dediğimiz gibi bir isteğe (outbound bağlantısı) cevap olarak geliyorsa aynen internet bağlantımızda olduğu gibi (port:80 yapılan istekler ve buna karşılık gelen bağlantılar bunun sonucunda web site ziyaretleri) izin veriliyor.
Allow connections from host ile belli bir kaynaktan (bilgisayar ki ip adresi genelde tanımlar onu) yapılan bağlantılara izin verilmesi ve Allow service | port da da çalışan servicelerinize mesela tomcat sunucunuza 8080 portundan herkes tarafından ulaşılabilmesini burdan sağlıyoruz. Forward service de de firewalla gelen bağlantıları içerdeki network’ ünüzde ki başka bir bilgisayara ve porta yönlendirebiliyoruz eğer Enable internet connection sharing (internet bağlantısının iç networkte paylaşılması, dışarıya tek bir bilgisayar gibi gözükmesi) seçeneği işaretlenmemişse bu seçenek kapalı konumda kalıyor.
Outbound trafic policy de ise dışarıya yaptığınız bağlantıların kurallarını belirliyorsunuz. Permissive (izin verici) seçenekte outbound access tamamen serbest olup kara listeye sahipsiniz. Yani izin vermemek istediğiniz bağlantıları aşağıda ki seçeneklerle ya tek bir bilgisayara ya da service ulaşılmasını engelleyebilirsiniz. Enable internet connection sharing işaretli ise iç network’ ünüzdeki bilgisayarların internete ulaşımını da engelliyebiliyorsunuz. Restrictive (Kısıtlayıcı) seçenekte ise internet bağlantınız tamamen bloklanıp beyaz listeler oluşturuyorsunuz. Böylece ister tek bir bilgisayar, tek bir service ya da tek bir bilgisayarın dışarıya ulaşmasına netwok’ ünüzden izin verebiliyorsunuz.
Preferences kısmında iki bölüm bulunmaktadır interface(arayüz) ve firewall(ateş duvarı) ile alaklıdır bunlar. İnterface de çalışan programlarınız arasında simge olarak görülmesini ve program başladığında direk minimize olmasını sağlayacak seçenekler bulunuyor. Events sekmesinde Skip redundant entries ile aynı olayların tekrar ile event listesinde gösterilmesini engelliyor yoksa bloklamaya devam ediyor. Dont log events for the following ile sadece belirtilen kaynaklara ait eventlerin logunun tutulmasını engelliyorsunuz yoksa yine o bağlantı bloklanıyor.
Firewall kısmında firestarter’ ı başlattığınızda, dial up connection’ ınız koptuğunda ya da network’ ünüzde DHCP ile dinamik ip dağıtımı yapıyorsanız belli süreler ile bu bilgiler tazeleniyor dolayısı ise ip adresiniz değişebilir ki adsl kullanıcıları da bu şekilde telekomdan alıyorlar ip adreslerini firewallın doğru kaynağı koruyabilmesi içinyeniden başlatılması ve bilgilerinin tazelenmesi için seçenekler bulunuyor.
Network settings de tekarardan network ayarlarınız yapılandırılması ICMP filtring gibi daha detaylı ayarlar yapmanızı sağlayacak seçenekler bulunuyor. Ama burada dikkatli olunması gerekir çünkü bazı serviceler bu ICMP paketlerini kullanarak devamlılıklarını sağlıyorlar. Mesela ping, tracerout gibi bilindik requestleri engelleyebilirsiniz ama bunlar bir çok service tarafından kullanıldığı için engellenmeleri tavsiye olunmuyor.
TOS (type of service) ile bilgisayarınızın server’ a, workstation’ a göre politikalarının ayarlanmasını sağlayabiliyorsunuz ya da bağlantınızın performansa, güvenilirliğe veya etkileşime göre ayarlanmasını throughput, reliability, interactivity ile sağlıyabiliyorsunuz. Advanced kısmında ise broadcast bağlantıları yönetebiliyor ve bilgisayarınızın gelen paketleri reddetme şeklini seçebiliyorsunuz ki bu sizin bilgisayarınızın varlığından haberdar olunup olunamamasını sağlıyor.
Firestarter’ ın dokümantasyonu gerçekten çok güzel hazırlanmış o da tıpkı ürün gibi basit, sade ve anlaşılır. Şimdilik üstün körü bir geçiş yaptım ama oradaki dökümanı birebir TR yapmayı düşünüyorum. Gördüğüm kadarı ile yok ama varsa haberdar ediniz.
Birde hatırlatılması gereken nokta firestarterı sizde benim gibi açılışta çalışır vaziyette görmek istiyorsanız minimize olarak bunu sıkça sorulan sorular kısmında dökümantasyonun açıklamışlar ama ubuntu(6.10) kullanıyorum ve ordaki açıklamada eksik kalan bir şey var ki oda visudo ile /etc/sudoers dosyasını dedikleri şekilde değiştirirken
#Defaults
Defaults !lecture,tty_tickets,!fqdn,env_keep+=“DISPLAY HOME XAUTHORIZATION”
bu kısmınında belirttiğim şekilde olması gerekiyor yoksa sizde benim gibi forum forum dolaşırsınız.
Not: Bu konu ile ilgili sorularınız olursa cevaplamaya çalışacağım ayrıca ekleme çıkarmalarınızıda bekliyorum.
Feb 15, 11:22 PM
Dec 10, 01:47 PM
Emacs tutorial’ nın sonunda yazan aşağıdaki şu yazı siyah beyaz giden okumama renk kattı ki open source aleminde bu tip göndermelere sık sık rastlıyoruz.
This tutorial is meant to be understandable to all new users, so if you found something unclear, don’t sit and blame yourself – complain!
Dec 10, 01:47 PM
Nov 11, 11:41 PM
Linux da TV cardlarımızı kolaylıkla kullanabiliyoruz ama remote controlde bazı sıkıntılar vardı tabi ben bunu ubuntu için konuşuyorum. Kısa süre önce Ubuntumuzu 6.10’ a upgrade ettik. 6.06 da ve öncesinde remote kontrolü sağlayan lirc library’ siyle sorunlar vardı bunu forumlarda da görüyorduk.
Ben Ubuntum da remote controlü sağlamak için ubuntu forumlarını karıştırdığımda en anlaşılır olarak Lirc: How to install? linkini kullanmıştım.Bu ayarları yapmama rağmen bir türlü remote control sağlıyamamıştım ve vazgeçmiştim(tabi belli süreliğine çünkü baya vakit harcamıştım). Fakat upgraden sonra bu işe hiç girişmedim.
Bu sabah kahvaltımı yaparak haberleri izlerken gayri ihtiyari Linuxda olduğumu unutarak kumandadan sesi artırmak istedim ve bunu yaptım hatta ekranda sesin değişimini gösteren bir dialog açıldı. İlk olarak bunu farketmedim ve ikinci kez değiştirdiğimde o dialog ilgimi çekti upgradele gelen bir şeymi diye düşününce linux da olduğumu hatırladım ve remote kontrolümün çalıştığını anladım.
İlginç demek ki 6.10 la beraber bu uyumsuzluk giderilmiş tabi bir şey dahi varki o da vakti gelmiş. Bir de beklediğim şeyin vakti gelse :) neyse o da olur inşallah.
Nov 11, 11:41 PM