16.01.07
Ruhun Dirilişi (Sezai Karakoç)
Sezai Karakoç’ un bir kaç kitabını daha okumuş, şiirlerinide okumaya çalışmıştım(zorla yapılan bir eylemin ifadesi!). Sanırım bu kitapla Sezai Karakoç’ a açılım yaptım diyebilirim ve şiirlerinide tekrar ele alacağım kendi açımdan.
Bir kitabı en iyi not aldığımız tarafları ile anlatabiliriz sanırım bu sebeble kitaptan uzun alıntılar yapacağım:
“...Ruha bağışlanmış ilerleme ve gerileme özelliğinin çerçevesinde özgürlüğün kötüye kullanışından doğan suç ve cezaların çilesi.
Ölümle diriliş arasında ruhun bitmez çilesi. Dünyayı ahiretten ayıran gelişme çilesi. Ahiret ki, çilesi bitmiş ve erişebildiğine erişmiş ruhların yurdu.”
“Birbirinize sürtünerek geçeceksiniz konuşmadan, birbirinizi çimdiklemeden, birbirinizin kadın mı erkek mi olduğunuzu anlamaya girişmeden, hattâ bunu hiç düşünmeden.”
“Ey İsa’ nın masumluğu başlıbaşına bir vaaz olan dağ. İbrahim’ in erdiği mağara. Musa’ nın Tanrı ateşini gördüğü yücelik. Ey Hira ülkesi. Peygamberi ürperten yücelikler görüntüsü...” Bu satırları okuyuncaya kadar dağ kelimesinin üzerinde durmadığımı farkettim, gerçekten ayrı bir yeri var.
“Ah, arı olsaydım. Çiçeklerden çiçeklere koşsaydım. Çiçeklerin özünden bir dünya kursaydım, gelecek kuşaklar için…”
“Ah, karınca olsaydım. Harmanların usanmaz bekçisi olsaydım. Her buğday tanesinde bir şafak… Her buğday tanesi, bir kitap gibi, kutsal bir kitap gibi bana öğretseydi secdeyi, şükrü. Çalışmanın kutsallığını.” Bu satırlarda bana, evet şair bir yazar okuyorsun dedirtti.
“İnsan köyden büyük şehire niçin gitmiştir? Daha doğrusu büyük şehirler kurmak zorunda kalmıştır?
İnsan köyde yalnızdır. Asmalar, kuzular ve böğüren inek, tabiata uyumunu yapmıştır. Adeta tabiattan birer parçadırlar. Adeta taş ve toprak tabaiatın tabanıdır. Kımıltısız yüzeyidir…
...İşte köyde her şey tabiattan bir örnek, tabiattan bir parçadır. İnsan da az kalsın öyle olacaktı. Fakat insan kaçtı. Tabiattan kurtuldu. Tabiata karşı direnmek için büyük şehirleri kurdu. Kurdu ama bu kez de kendine güveni aşırıya gitti. Kendisini tabiattan kaçıranı, tabiata üstün kılanı görmemezlikten gelmek istedi. Halbuki, zaman onu çepeçevre kuşatmakta devam ediyordu…”
“Kız, bahar yağmurları altında ana olmaya doğru yürüyecek. Oğul kızgın güneşin altında baba olmaya doğru yürüyecek.” Kadınla erkeği doğru yerlere koymamız için yardımcı bir şair bakışı.
“Peygamber, ilkin toplumun ruhuna başvurur, onu çağıracaktır. Toplumun ruhu onu kabul edecektir…Toplumun ruhu, peşin olarak peygambere evet diyecektir…Kureyşin Peygambere Emin ismini vermesi, bir nevi toplumun ruhunun peşin evetiydi. Ama bu Evet çok genel bir evettir. Bu evetin islâm muhtevasını alması lâzımdır…”
“...Hz. Yakub’ un özlemden gözüne aklık geldiği yıllar, toplumun karanlık yılları. İhtiyarlamış olan toplumun hüzün çağları. Daha doğrusu umut, bekleme ve sabır çağı.. Gözyaşı çağı. Ufukları gözleme çağı...Hz. İbrahim’ in ki ise millet e. Hz. İbrahim, milleti, toplumu kuracak, hakikat toplumu nun babası olacaktır. Hazreti Yusuf’ sa hakikat toplumunu dış şartların bereketine ve devlet gücüne kavuşturacaktır…”
“...Bütün peygamberlere olan bu tepkiler ve karşı koymalar geleceği sezilen büyük değişimden kaçış anlamındaydı. Toplum, alıştığından kolay kolay ayrılmak istemez. Her değişiklikten, isterse o değişiklik bir kurtuluş olsun, kaçar. Değişmede çekilecek çileyi göze alamayıştır bu…”
“...Henüz gerçek inancın ışığıyla bakamayan insanların perspektifi, zan ve vehim perspektifidir…”
“...Hakikattan ayrılmış bir devlette, toplum, zindana devletten daha yakındır. Umut ve kurtuluş zindandadır…”
“...Büyük iktisatçı Lord Keynes, devrevî bütçe teorisinin ilk tarihî uygulanışına, Hz. Yusuf’ un bu yedi yıllık plânlamasını örnek göstermektedir.” Ordan buldum arakladım aslında bir peygamber bilgisidir deseymiş ya örnek göstermişmiş :)
“...Kültür, inanıştan doğar. Sonra inkâr, bir tepki halinde belirir. İnanış öz, inkâr tepkidir. Alıp götüren inanıştır. Tutan, alıkoyan, bağlayan inkârdır…”
“...Aslında ağaç sadece ve sadece bir taş kırıcısı değildir. Taş ağacın gelişme yolunu kapayandır. Ağaç yolunu kapayan taşı iterek, patlatarak, devirerek hayatın kudretini belirtir. Ağaç hayatın, mezar taşları ölümün sembolüdür. Ve sonunda hayat ölümü yeniyor.”
“Putlaştıranların oyunu burda da bitmez, daha kıvrımlı bir yol izlemeye başlarlar. Tanrıyı putlaştırmak isterler, peygamberleri putlaştırmak isterler…”
“...Gerçekten, bir gözden bir gök nasıl geçerse, bir bakıma insan ruhuna da bu uzaylar az ve dar gelir…”
Aslında daha not aldığım yerler vardı ama hem kalbim hemde bedenim burda kesmeyi uygun gördü gerisi size kalmış biz burda bir çeşni yaptık.
Kaynak: Sezai Karakoç, Ruhun dirilişi, 7. Baskı, İstanbul, Ağustos 2000, Diriliş yayınları.
16.01.07
Paylaşım için teşekkür ederiz.
Murat Tekel 2011-04-09 20:34