Navigation | Kımıldan!

11.08.09

Kanlı Küpeler

...
Hazret-i Bilâl radiyallahu anh rivayet eder. Resûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, Tebük harbine hazırlık üzere idiler. Sahabe-i kirama konuşma yaptılar. “Getiren getirsin, getiren getirsin.” buyurdular. Getirilen mallar toplandıktan sonra:

“Bilâl bir de kadınlar tarafına gidelim. Kadınlardan da veren olur belki.” dediler. Beraber gittik. Onlara hitap etti:

“Ey kızlarım! Sizler de ne verebilirseniz verin bakalım. Verdiginizin kat kat karşılığını, yarın cennette Rabbim size verecektir. Ben verdiklerinize şehadet edeceğim. Allah’ ım ben şahidim, bunlar bana neleri varsa verdiler, diyeceğim…” buyurunca, Peygamber-i Zîşân’ ın yanlarına kadar geldiğini, kendilerine hitap ettiğini gören kadınlar, herşeylerini vermeye başladılar.

Eteğimi açtım. Elbisemin eteğine yüzükler, bilezikler, küpeler, kolyeler geliyordu. Kenarda, on oniki yaşlarında bir kız çocuğu gördüm. Fakir bir ailenin kızı olmalıydı. Bir şeyi yoktu. Annesinin küçükken kulağına taktığı küpeyi vermek için çıkarmaya çalışıyordu.

Uğraştı, uğraştı açamadı. Çekti kopardı. Kan damlayarak getirdi eteğime attı. Eteğim kanlandı...

O anda imanı, kalbi, ruhu çoşmuş olan yavrucak, “Resûlullah bekliyor, herkes verir de ben nasıl bundan mahrum kalırım? Küpenin açılmaması bana mani mi olacak!” dedi, çekti, kulağının memesini kopardı, körpe kızıl kanıyla, birer yakuta dönmüş olan küpeleri getirip verdi.

Kaynak: Üstad Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar – 1, M. Ertuğrul Düzdağ, 4. Baskı, Sayfa: 201 – 202

11.08.09

Comments

Add a comment

Name:
*

E-mail (won't be published):
*

URL:

Comment:

Textile Help

flickr