Navigation | Kımıldan!

2.12.06

İsyanlı Sükut

Aslında daha önceden okumuştum bu röportajı ama atlamışım nasip bugüneymiş. Bu arada Bahaattin Karakoç’ un ağabeyi olduğunu ilk buradan öğrendim.

Gitmişti makama arz-ı hâl için,
‘Bey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim…
‘Şey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı,
‘Vay’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı,
Açtı tabakasın, sigara sardı.
Daldı.. neden sonra garsonu gördü,
‘Çay’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı;
Kalktı ki garsona vere parayı,
Uzattı çakmağı ve sigarayı,
‘Say’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş,
Sandım can evime döktüler ateş.
Sordum: ‘memleketin neresi gardaş? ‘
‘Köy’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden,
Ağzına küfürler doldu zehirden;
Salladı dilini… vazgeçti birden,
‘Oy’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Şiir: Abdurrahim Karakoç

2.12.06

Comments

Üstad bu ne güzel şiir, diline sağlık.. Çaresizlik daha nasıl anlatılabilir ki..

Mustafa 2007-09-23 01:41

Add a comment

Name:
*

E-mail (won't be published):
*

URL:

Comment:

Textile Help

flickr