29.11.10
İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Sezai Karakoç
2. Bölüm
1- İslâm, yaşadığımız hayatı ebediliğe göre ayarlar. Ekonomi, bu hayatın çerçevesini doğrudan doğruya aşma durumunda değildir. Ancak, ebedîliğe aday olan insanın çalışmasında, dünyayı yorumlamasında önemli bir yeri olmak bakımından, dolaylı olarak, ebedîlik problemine ilişir.
2- İslâmın ekonomi anlayışında, ne marksist altyapı teorisi, ne liberalistlerin homoekonomikus modelleri geçerlidir. Toplum olaylarının altyapısını ekonomi teşkil etmez ve insan da sadece bir homoekonomikus olamaz.
3- Adam Smith ve Marx, bu filozof ve ekonomistler, Yaratıcıya olan sevgi ilgilerini oldukça yitirmiş bulunduklarından, onları, O’ nun yarattığı insandan çok, her artistte olduğu gibi, yeni bir insan yaratmak ilgilendirmiştir. Peygamberlerse, Allah’ ın yarattığının özünü görürler, kendilerine bağışlanan ilâhi bir ışıkla, vahiyle. Yaratıkta, Yaratıcının yaratış gücünü görürler.
4- Liberalizm prensiplerine bakan kişi, hürriyet, çalışma, icat, müteşebbisin hakkı gibi müsbet çıkış noktaları görür. Ama buradan yürüyerek kapitalizme çıkılınca bütün bu yolların tıkandığı görülür. İşin gerçeği de budur: Liberalizm, teorik bir takım prensipler ve sloganlardan başka bir şey değil. Orada idealist olmak, insancı olmak kolay.
5- Rönesanstan sonra, yeniden gelişen Batı Medeniyeti aslında, Roma’ nın, Avrupa ve Batı ölçüsünde yaygınlaşmasından, yeni bir hız, gerekçe ve teknik kazanmasından başka bir şey değildir. Merhametten hareket ettiğini iddia eden hıristiyanlık dininin engizisyonla sonuçlanmasını Batı Medeniyetinin her alanında görmek mümkün.
6- Aynı durum sosyalizm-komünizm ilişkisinde de görülür. Sosyalizm prensiplerine bakan, eşitlik, kardeşlik… sloganlarını görecektir. Ama bunun uygulanışı ve oluşmuş ekonomik yapısı olan komünizm, insanı da eşya arasına sokmaya kadar gitmiş ve topyekûn bir zulüm aracı olmuştur.
7- İslâm, ne kapitalizm, ne komünizm gibi, donmuş, katı, kısa bir dönem uygulanıp sonra terk için savaşılacak, insan ve toplum enerjisini yutan, emen, akıtan ve kurutan bir yapı teklif etmiş, ne de liberalizm ve sosyalizm gibi tamamen havada kalan, aldatıcı oyalayıcı birkaç prensibi söylemekle yetinmiştir. O, her çağda ve her türlü gelişmelerden sonra da uygulanabilecek, prensipler, doktrin, sistem ve yapı getirmiştir. Prensipler, ağacı içinde bulunduran tohum gibi İslâm ekonomi doktrinlerini, sistemlerini ve yapılarını içinde bulundurmaktadır. Nitekim, tarih içinde bu prensiplerin uygulanışı tam ters yönde gelişen ve çalışan yapıların doğmasına meydan vermemiştir. Ekonomik prensipler, doktrinler uygulanışıyla tam bir ahenk belirtmiştir.
29.11.10